Black Mirror 3

Jane Jensen ismini bilmiyorum hiç duydunuz mu? Bende her zaman büyük saygı uyandırmıştır bu kadın. Dile kolay, Gabriel Knight gibi, tüm zamanların en iyi adventure oyunlarından birinin senaristidir kendisi.  Her ne kadar asla bir Gabriel Knight 4 oynayamayacak da olsak, yeni adventure oyunları çıkmaya devam ediyor. Hatta son olarak, yine Jane Jensen’ın ellerinden çıkma olan Gray Matter oyununu hatırlıyorum ben. Yine de artık eski adventure bolluğu yok. Konsol oyunculuğu, casual oyunlar, ilerleyen teknoloji, eski dostumuz macera oyunlarını bitme noktasına getirdi. Görsellikten çok, atmosferin ve senaryonun ön plana çıktığı adventure oyunları aslında ya çok sevilir, ya hiç sevilmez. Öyle kolay da tüketilmez, hele mistik bir macerayı da konu alıyorsa tadından yenmez, bir kitap gibidir adeta. Neyse efendim fazla uzatmayayım, yazımızın konusu olan, Alman yapımcıların geliştirdiği Black Mirror 3 de son dönem macera oyunlarından biri.Sondan başa doğruBlack Mirror 3, serinin son oyunu ve ben daha önce yapmadığım bir şeyi yaparak başladım bu yapıma. Temelini senaryoya dayayan bir macera oyunu serisine, sondan başladım yani. Bu nedenle de büyük kopukluklar yaşadım her ne kadar önceki iki oyunun konusuna şöyle bir göz atsam da. Zira, Black Mirror 3 çok hızlı başlıyor. Ne geçmişe dönük bir flashback var, ne de önceki hikayeyle ilgili bir anlatım yapılıyor. Sonuçta serinin son oyunu bu ve Black Mirror 2’nin kaldığı yerden devam ediyor. Her ne kadar hikaye ilerledikçe Gordon Ailesi, Darren Michaels (bir diğer adıyla Adrian Gordon), Black Mirror Kalesi, cinayetler ve diğer olaylar hakkında yeterince aydınlatılsak da özellikle oyunun başında bir curcuna yaşanıyor.

Black Mirror 3
Etiketler:
Black Mirror 3

Benzer İçerikler