Tales From The Borderlands: Episode 2 - Atlas Mugged

Biliyorum, son dönemde çok fazla Telltale oyunu inceledim. Puanları iyidir, kötüdür olayı değil ama genel olarak yanlış anlaşılmaktan korkar bir durumdayım. Ben macera oyunlarının gelişiminden pek memnun bir insan değilim. Oyunların ileriye gitmesi gerekirken, macera oyunları –özellikle oynanış mekanikleri söz konusu olduğunda- geriye gidiyorlar. Çevremdeki insanlar da dahil olmak üzere sürekli Telltale oyunlarının ne kadar güzel hikayeler anlattığını söyleniyor. Biliyorum… Hepsini oynadım, hatta Wolf Among Us’ın giriş müziğinin 10 dakikalık versiyonunu bulmuştum, halen müzik listemde durur. Telltale hikayelerinin son derece güzel ve insanın içine işleyen bir yapıya sahip olduğunu düşünüyorum. Seçim illüzyonu dışında, karakterler oyuncuyla kolayca bağ kurabiliyorlar. Benim anlamadığım nokta şu: Macera oyunları bundan 15 yıl önce de insanın içine işleyen harika hikayeler anlatıyorlardı. Bundan 15 yıl önce de muhteşem karakterler vardı, bizi hüzünlendiren, güldüren efsaneler vardı. Kara mizah vardı, hiç var olmadığı söylenen mamutlarla dolu adalar vardı, çözülmesi gereken cinayetler vardı, her şeyden önce Atrus’un yazdığı kitaplar vardı…

Tales From The Borderlands: Episode 2 - Atlas Mugged

Benzer İçerikler